| Ben artık bir Lise öğrencisiyim... |
|
Bu içerik 249 defa görüntülendi.
Ben artık bir Lise öğrencisiyim... Herkese merhaba. Yeni bir ders yılı daha başlıyor. Her ders yılının başında genelde annelerimize hitaben bir Merhaba yazısı yazarım. Lütfen çocuklarınızı siz ders çalıştırmayın, destekleyin ama zorlamayın vs vs.. Bu ders yılının başındaki yazım liseye başlayacak öğrencilerimiz için. Bu sene benim de liseye başlayacak öğrencim çok. Ayrıca bir süredir özel ders sitemiz www.emrakesim.com un arama istatistiklerinde gözüme çarpan bir detay var. Liseli öğrenciler merak içindeler; acaba lisede dersler ağır mı, lisede nasıl ders çalışmalıyım, sürekli ders çalışmak zorunda kalacak mıyım, lise derslerinde başarılı olmanın sırları neler... Hadi bu başlıklara bir bakalım “artık liseli” olan arkadaşlar. (Lise Hazırlık okuyanlar, siz de lütfen bir köşede bu yazıyı saklayın, seneye size de lazım olabilir.) Lisede dersler ağır mı? Uzun yıllardır lisede görev yapan bir öğretmene göre muhtemelen “hayır”, sizden bir veya birkaç sene önden giden ve derslerden çok gezmekle alakası olan bir kuzeniniz için “Kesinlikle evet”... 18 yıldır sayısız öğrenciyle çalışmış ve işi birebir ders vermek, misyonu öğrencilerin derslere olan ilgisini, çalışma temposunu, becerisini ve ailelerin tutumlarını modellemek olan bir öğretmen ve danışman olarak bana göre “Ne ekersen onu biçersin”. Canım “liseli” arkadaşım... lise dersleri zor değildir, sen olmasını istemezsen. Her sabah puflayarak okula gider, derslerde uyur, dedikodu yapar, defterine resimler çizer, arka sıralarla BBMleşir, evde Face’den çıkmaz, köpeğini gezdirmekten cips yemeğe kadar yaptığın tüm aktiviteleri twitler, her gece bir yerli dizi seyreder, sonra onunla yetinmeyip onun tekrarlarını da seyredersen, lise dersleri zor değil, imkansızdır canım kardeşim. Sen eğer böyle bir öğrenciysen ve böyle kalmakta kararlıysan, dost acı söyler, inan bana okumayarak aile bütçesine daha çok katkıda bulunursun. Lise dersleri için kısaca şöyle diyebiliriz. Her derse az sayıda yeni konu eklenmiş, 7. ve 8. sınıfta gördüğünüz konular biraz derinlik kazanmış olacak. Örneğin karekök hala aynı karekök, periyodik tablo da öyle. Ama sizden bugüne kadar edindiğiniz bilgi ve becerileri daha yetkin daha ne yaptığını bilir şekilde kullanmanız beklenecek. Lise eğitiminiz boyunca gireceğiniz sınavlarda bugüne kadar hayatınızı ciddi bir şekilde yöneten test tekniği yerine (üniversiteye hazırlık döneminiz hariç elbette) soru hakkındaki bilginizi, yorumunuzu en detaylı şekilde göstermeniz beklenecek. Yani her sınavınız bir sunum olacak. Tıpkı bir şirketin Pazarlama Yöneticisi gibi ürün, yani ders konusu hakkındaki bilginizi düzgün, anlaşılır ve açıklayıcı bir şekilde anlatmanız gerekecek. Öğrencilerin en zorladığı konulardan birisinin de bu olduğunu çok iyi biliyorum ve çok yakında bu konu hakkında tiyolar içeren bir yazı paylaşacağım sizinle. Lisede nasıl ders çalışmalıyım? Her gün tekrar, her gün tekrar, her gün tekrar, tekrar, tekrar... Yıllar önce bir kız öğrencim liseye başladıktan 4-5 ay sonra acil yardıma çağrılmıştım. İlk dönem karnesinde 10 tane kırık vardı, arkadaşlarıyla gezmekten eve girmiyordu, o zamanlar Face ve Twitter, iPhone vs de yoktu, internet bu kadar yaygın değildi. Ondört dersten 10 tanesini kırık getirmek için de üstün bir çaba harcamak lazım bence. Yani hiç ders çalışmasanız bile sınıfta otururken öğretmenin anlattıklarından bazı şeyler yanlışlıkla bile olsa aklınızda kalır. Birlikte çalışmaya başladık, sıkı bir şekilde ama o sosyal hayatından çok da fazla ödün vermedi, ben gittikten sonra hemen hiç tekrar yapmadı ve ders yılının sonunda 10 dersin 5 ini veremeyerek sınıfta kaldı. Bir sonraki ders yılı başında onu çok değişmiş buldum. Bana söylediği şeyi bugün liseye başlayan her öğrencime öğütlüyorum. “Ben anladım Hocam dedi, çok hatalıydım. Lise dersleri zor değil aslında, ama günü gününe tekrar etmek lazım, ödev olmasa bile okumak lazım. Dersi çok iyi dinleyip sadece o gün sınıfta yapılanları tekrar etmek bile yeterliymiş.” Bu öğrencim liseyi Fen bölümünde dereceyle bitirdi, zaman zaman zorlandığında, sınav öncesi soruları biriktiğinde birlikte çalıştık, üniversite sınavına hazırlanırken kafa yorup da anlamadığı konuları tamamlamak için birlikte emek sarfettik ve şu anda Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden birinde okuyor. Bu öğrenci çok mu ders çalıştı, bence hayır. Az-çok kavramlarına çok takılmam, öğrencilerim de bunu iyi bilirler, az ve çok kişiye ve duruma göre değişir. Öğrencilerim bana “bu konu çok zor” dediğinde, ya da “buna çok mu çalışmam gerek” diye sorduklarında genelde “Kime göre, neye kıyasla?” gibi onları düşünmeye sevkeden sorularla cevap veririm. Benim için önemli olan öğrencinin bakış açısı. Bu öğrenci bakış açısını değiştirdi. Öğrenciliğin hakkını vermesi gereken bir “iş” olduğunu anladı. Çalışınca olduğunu anladı. Tıpkı küçük bir çocukken kumbaraya hevesle attığınız madeni paraların çoğalıp gün geldiğinde size çok arzu ettiğiniz birşeyi satın alma fırsatı vermesi gibi günlük tekrarın ihtiyaç halinde işe yaradığını farketti. Yeni ders yılının tüm “yeni liseli” lere üstün başarılar getirmesini diliyorum. Emra Kesim |
