| İtiraf Ediyorum: Ben kötü bir anneyim... |
|
Bu içerik 308 defa görüntülendi.
İtiraf ediyorum: Ben kötü bir anneyim... Bugün anladım ki, ben öyle pek de matah bir anne değilim. Şöyle ki: Annelik konusunda kariyer yapamadım. Çocuğumun haftasonu ödevlerini bilmiyorum, oturuyor, kendisi yapıyor. Birşeye ihtiyacı olursa “Anne bana bunu anlatır mısın?”, “Anne, bilgisayarını kullanabilir miyim? “ diyor. Diğer anneleri göre göre bende acaip bir suçluluk duygusu başladı. Her haftasonu gönderilen “normal” haftasonu ödevi ve yine her haftasonu internet üzerinden yapılan İngilizce ödevinin yanısıra, bu Pazartesi sabahına İrem’in bir proje teslimi, bir izleme (benim jenerasyonun bildiği adıyla nam-ı diğer quiz) sınavı, sosyalden çalışması ve yazması gereken ödevleri varmış. Sabah okula bir toplantı için gittiğimde heyecanlı heyecanlı neler yaptıklarını anlatan diğer annelerden duydum. Çok utanıyorum çok, bildiğiniz gibi değil. Çocuk da yaptım, kariyer de, ama çocuk üzerine kariyer yapamadım maalesef. Çocuğuma test çözdürmüyor, dershaneye göndermiyorum. Kızım bildiğiniz üzere 5.sınıf oldu. Eski usul “ortaokul” olduk, büyüdük genç kız olduk derken artık ufak ufak SBSlenme zamanımız geldi. Dershaneye gönderenler de başlamış, duyuyorum, henüz çok şükür bizim sınıfımızda yok. (Ama 1.sınıftan beri zorla oğluna test çözdüren sonra da bizim okulu -İstanbul çapında butik sayılan, sınav birincileri çıkaran küçük bir özel okul- beğenmeyip çocuğunu daha çok test çözdürenine götüren bir veli tanımıştım. Yavrucak okulda düz duvara tırmanıyordu o ayrı...) Okulda yapılan deneme sınavları veliler tarafından çok önemseniyor, herkes birbirine soruyor, yorum yapıyor, şurayı kazanır burayı kazanır. Ben bu sınav 5.sınıftan mı kazanılıyor çok merak ediyorum. Dedim ya, bilmiyorum , yapamadım ben bu “veli olma” işini. Kızıma çok ödev verilince önce ben kızıyorum. “Çocuk olmak” denen muhteşem olguyu görmezden gelen, avuç içi kadar okulda birbirinden habersiz aynı akşama ödev veren meslekdaşlarımı yadırgıyorum. Okuldan zaten geç gelen kızım “Ödev çok anne” diye hemen köşesine geçiyor, adam gibi dinlenmediği için dikkati dağılıyor, kalkıp başka şeyler yapıyor, e haliyle zaten çok olan ödev uzadıkça uzuyor. O akşam evdeysem bitmeyen ödevlere ayrı, akşamın bir vakti dersten geliyor ve hala çocuğumu ödev yaparken buluyorsam çok ayrı sebeplerle sinirleniyorum. Okul zaten 9 saat, akşam evde de devam etmek zorunda mı bu “okula gitme” işi. Lisede bu durumu belki anlayabilirim, ama 10 yaşında çocuğu okuldan soğutmaktan başka bir işe yaramıyor işte. Çocuğuma evde iş yaptırıyorum. Evet beni şikayet edebilirsiniz, o derece. Bizim evde kahve yapmak, ocakta çorba ve sos karıştırmak, yemekten sonra tabağını mutfağa getirmek, makinadan çıkan çamaşırı asmak ve kuruyunca toplamak kızımızın işi. Yatağını düzeltmek ve odasını derli toplu tutmayı söylemiyorum bile. Sanki çocuk işçi yavrucak. Oysa gördüğüm bazı şeyler bana küçük dilimi yutturuyor. Irem kadar bir oğlan anneye en kaba dille emir verebiliyor,”Bana su getir!” Anne muhteşem ve özel eğitimli, nasıl sabırlı, hemen suyu getiriveriyor oğlanın ayağına. Ah ah, ben nasıl gaddar bir anneyim Allahım. “Önce benim çocuğum” diyemiyorum. Bu da ne demek diyeceksiniz. Ben bütün çocuklar eşit olsun, yağmurda yürünecekse hepsi yürüsün, çanta taşıyacaksa hepsi taşısın, sınıfa veli girmesi yasaksa kimse giremesin, kurallara herkes aynı biçimde uysun istiyorum. Oysa görüyorum bazı çok başarılı “anneler” var, çocuğu aman yorulmasın, yağmur yağıyorsa ıslanmasın diye yolu kapatacak şekilde arabasını parkediyor, okula giriyor, anneyi okulda bulabilirsen yol açılır geçersin. Okul bitiminde sınıfa çocuğu yerine çıkıyor, gereken kitapları alıyor, o daha iyi biliyor zaten, çocuğuna çık al dese tarif etmek daha uzun sürer, çocuk hiç yapmamış ki nereden bilsin. Gidip öğretmenleri esir alıyor, benim çocuğum, benim çocuğum diye. Akşam çocuk vaktinde yatmayınca hemen en yetkili makam olan sınıf öğretmenini arayıp duruma el koymasını istiyor. Full-time mesai yapıyor bu anneler, hayranım onlara. Bizim şirkette çalışıyor olmasını arzu ettiklerim var, o kadar yani. Ama, ama itiraf ediyorum, ben bunları yapamıyorum, nasıl yapılır bilmiyorum, kendimi çok eksik hissediyorum. Bildiğiniz iyi bir “annelik” kursu var mı? Sevgili anneler, sabırla kalın. Emra Kesim |

