Hayatınızın dönüm noktası: Üniversite Giriş Sınavı

Bu başlığı attım ama, gerçekten hayatın tek dönüm noktası ÖSS midir, o konuda kuşkularım var. Bu genelde öğrencilerin ve velilerinin kullandığı bir tanım.

Sınavın çok önemli olduğu, hayatınızın kalanını, bundan sonra kim olacağınızı, nasıl bir çevrede ne yapacağınızı etkilediği bir gerçek. Ama hayatın bütününe bakınca, sonuçta girmek zorunda olduğumuz sınavlardan sadece bir tanesi, o kadar.

Bu yazıyı yazmama sebep, dün öğrendiğim sevimsiz bir gerçek. Hani duyunca söyleyenin suratına bakakalırsınız. Son iki senedir ders verdiğim, Türkiye’nin en iyi yabancı okullarından birinde okuyan, dersleri de fena olmayan 18 yaşında bir kız öğrencim, Lise 4’te ÖSS ye daha iyi hazırlanabilirim diye düşünerek (ailesinin bütün itirazlarına rağmen) okulu bırakmış, şimdi bir akşam lisesine devam ediyormuş, dershaneye de gitmiyor, Yaşam Koçu denen birileriyle soru çözüyormuş.

O kadar üzüldüm ki, arayıp “sen ne yaptın?” diyemedim.

Ben, "En doğru ve en kestirme yol ana yoldur.” diye düşünenlerdenim. Eğer herkes hem okula hem dershaneye gidebiliyor, okulu ne kadar zor olursa olsun hepsinin altından iyi kötü kalkabiliyor ise, onun yapamaması için hiçbir sebep yoktu diye düşünüyorum.

Ayrıca eğitimin koçu olmaz, öğretmeni olur, öğrencisi olur. Hiçbir koçluk eğitimi ya da kursu, işletme, pazarlama, mühendislik vs okumuş kişiyi öğretmen yapmaz. Yaptığım işi anlattığımda bana “Demek ki siz koçsunuz” diyenlere, göğsümü gere gere “Hayır ben öğretmenim.” diyorum. Öğretmen, ders anlatırken bir yandan da yol gösteren, örnek olan, yön çizendir, öğrenci de çalışan. Bu kadar basit bir denklemi, olduğundan daha zor hale getirmek için neden uğraşılır, neden yan yollara sapılır anlamam.

Öğrencilerin dershaneye gitmelerine prensip olarak ben de karşıyım, dershaneye ayırdıkları zamanda kendilerini kültürel ve sanatsal alanda geliştirme fırsatlarını kaçırdıkları için ve daha başka bir çok sebepten. Ancak su götürmez bir gerçek var ki, Türkiye’deki sistem şu an dershaneye gitmeyi gerektiriyor, o zaman bu kurumlardan maksimum fayda nasıl sağlarız diye düşünmek lazım.

Bir kere demir tavında dövülür, üniversite sınavını kazanan öğrencilerin önemli bir kısmı ilk girişlerinde, yani lise son sınıf okurken kazananlardır. Çünkü olay sadece ders çalışmak, test çözmek değil, birbirinden öğrenmek, sınava hazırlanan diğer öğrencilerle aynı havayı solumak, yarışı hissetmek, olayın ciddiyetini anlamak ve sorumluluğunu almak... Zorluklar çocuklarımız için müthiş bir karakter eğitimidir, oysa bugün artık çocuklar yorulmadan en iyi notları alsın, en iyi yerlerde okusun isteniyor.

Bana danışan öğrenci ve velilerimize; eğer öğrenci; kendisi çalışmaya gönüllü, sınavın önemini ve sonuçlarının hayatına yapacağı etkileri anlamış, bilinçli, çalış demeden kendi sorumluluğunu alan, kısaca “çalışan” bir öğrenci ise, o zaman kesinlikle çok şubeli büyük bir dershaneye gitmelerini tavsiye ediyorum. Çalışan, hırslı ve hedefi olan bir öğrenciye dershanenin soru üretimi, etüd ve kendi başarısı ile ilgili istatistik bilgi anlamında çok faydası olacaktır.

Yok eğer öğrenci, arkasından ittir kaktır zorla çalışan, ders çalışmak kendisine zul gelen, sürekli çalış denilerek büyümüş, büyük bir dershanenin vereceği test ve kitapları gönüllü olarak çözmeye yanaşmayacak bir öğrenci ise, bu arkadaşımızın ailesine, çocuklarının peşini bir an bile bırakmayacak, göz açtırmayacak butik bir dershane bulmalarını tavsiye ediyorum.

Son bir nokta da; büyük zorluklarla kazandığı okulunu ÖSS’ye hazırlanma uğruna bırakan öğrencime birşeyler söylemek ihtiyacındayım. Lise eğitimi, biz içindeyken öyle hissetmesek de, hayatımıza asıl yönü veren süreçlerden biridir. Lisedeki arkadaş seçimlerimiz daha bilinçlidir, bu arkadaşlıklar daha kalıcıdır. Mesleğimize ve olmak istediğimiz kişiye lise eğitimimiz şekil verir. Mezun olduğumuz lise, hele de köklü, kültürü olan bir lise ise, ömür boyu ait olacağımız bir camiadır. Buranın diploması bizi o camiaya bağlayan, o kulübün üyesi yapan anlaşmadır, yıllık aidatı yoktur, ömür boyu geçerlidir.

Kısaca ÖSS, YGS, siz adına ne demek isterseniz, önemlidir ama hayatta başka önemli şeyler de vardır. Hayat bir bütündür. Ekonomide bile “bütün yumurtaları aynı sepete koymamak” tavsiye edilirken, kolej bırakıp akşam lisesine geçmek, olsa olsa attan inip eşeğe binmek demektir.

Başarıyla kalın,
Emra Kesim
19.10.2009

Adınız ve Soyadınız:

Arkadaşınızın İsmi:

Arkadaşınızın mail adresi :