Derslerde Başarılı Olmanın 7 Çok Önemli Sırrı

Bugün çocuklar ve gençler için yazıyorum, velilere peşinen duyurulur.

Farkettim ki, çocukların derslerde başarılı olmamamasının en büyük sebebi nasıl ders çalışacaklarını bilmemeleri. Bilmedikleri birşeyi kullanmak, yapmak zorunda kalmaları onları zorluyor, içinden çıkamayınca hepten ipin ucunu bırakabiliyorlar. Bahaneleri de sıkılıyorum oluyor.

Oysa herşey gibi ders çalışmak da öğrenilebilir, biraz deneme yanılma, bolca uygulama ile ders çalışmada uzman bile olunabilir. İşte size birkaç ufak fikir. Bir de tavsiye: Ben böyle içinde fikirler olan yazıları basıp duvara yapıştırırım ki her zaman karşımda olsunlar.

  1. Bir planınız olsun: Planlı programlı hareket eden kişiler her zaman sadece zekasına güvenenlerden daha başarılı olmuşlardır. İşe bir çalışma planıyla başlayın. Haftalık takvimi karşınıza alın, üzerine hangi gün ne sınavınız olduğunu yazın. Her zaman bir seferde bir hafta ile ilgilenin, o haftanın planını yapın. Hangi akşam ne çalışmanız ve hangi derse ne kadar çalışmanız gerektiğine baştan karar verin. Sonra da bu plana sadık kalın.
  2. “Nasıl” öğrendiğinizi bilin: Siz aynı şeyleri defalarca okuyarak mı, kendi kendinize notlar alarak mı, özet çıkararak mı, biri size anlatınca mı, yoksa siz birine anlatınca mı, ya da çok sayıda farklı örnek çözünce mi daha iyi öğreniyorsunuz? Ders çalışırken sadece konuyu çalışmayın, kendinizi de inceleyin. Çok değerli bilgilere ulaşacağınızı garanti ediyorum.
  3. Ders çalışmaktan hoşlanmaya çalışın: Niye böyle yazdım? Çünkü birçok öğrenci ders çalışmayı bir zorunluluk olarak görüyor. Zorunlulukları kim sever ki? “Ders çalışmayı sevin” demekten çok daha gerçekçi bi yaklaşım bence sevmeye çalışmak. Sonuçta, öyle veya böyle ders çalışacaksınız, o zaman bunu size yakışır ve yaptığınız işin hakkını verecek bir biçimde gerçekleştirin. Tamam, gerçekleştirmeye çalışın.
  4. Ders çalışmanızı neler bölüyor, gözlemleyin, farkedin ve onlardan kurtulun: Hani tam derse oturursunuz, çok da önemli bir sınavınız var. Tam o sırada en yakın arkadaşınız telefon eder. Mutlu olursunuz, uzuuuuunnnn mu uzun, bol dedikodulu bir telefon konuşması… Bugün okulda o ne giymişti, o ne dedi, şu hoca da sınıfı niye disipline göndereceğini söyledi ki…. Bir saat geçer gider, hiç farketmeden. Ya da, tam çalışmaya başlamışsınız, gözünüz veya içeriden gelen sese kulağınız takılır, TV’de birşey başlamıştır, oturur seyredersiniz, belki de annenizin sohbetini çok sevdiğiniz bir arkadaşı gelmiştir. Başlarsınız muhabbete, kendinize de bir dilim pasta ile çay koydunuz mu tamamdır. Böylece, sınava hazırlanacağınız çok değerli bir saatiniz gitti. Geri gelmeyecek. O akşam sınava çalışacağınıza göre, TV seyretmek planınızda yoktur oysa. (Yoktur değil mi?) Arkadaşınıza da “şu konuyu da tekrar edeyim ben seni ararım” diyebilseniz. Annenizin arkadaşını da iki yanağından öpüp “Hoşgeldiniz, benim yarın sınavım var, mola verince gelirim yanınıza” deseniz, diyebilseniz. İşin sırrı “Hayır” diyebilmekte arkadaşlar. Kıymetli vaktinizi çalan şeyleri tesbit edip onlara kesin bir “Hayır!” deyin. (cep telefonu için ayrı bir madde yazmak aslında ama, eğer kendinize mani olamıyorsanız, cep telefonunuzu akvaryuma atın. Böylece sizi bir daha mesajlarla rahatsız edemezler.)
  5. Başkalarını gözlemleyin: İyi bir öğrenci olmak için iyi bir gözlemci olmak şart. Arkadaşlarınız nasıl çalışıyor, hangi kitaplardan, kaynaklardan yararlanıyor? Sınıfınızdaki en çalışkan öğrencilere isim takmadan önce bir bakın. Sizin yapmadığınız, aklınıza gelmeyen neler yapıyorlar ? Çalışkan öğrencilere inek denir, onlardan uzak durulur ya çoğunlukla… Size bir sır verebilirim, deneyip görmesi bedava. Çalışkan öğrenciler öğrendiklerini, bildiklerini paylaşmayı severler. Bazıları size bir öğretmen titizliğiyle bilmediğiniz bir konuyu anlatabilir bile. Çalışkanlar bir de genelde alçakgönüllü olurlar, “Ben çok özelim, çok akıllıyım, o yüzden bu kadar iyi notlar alıyorum” diye düşünmezler. Gözünüz açık kulağınız delik olsun, çalışkanlardan öğrenin.
  6. Kitap okuyun: Ay ne gıcık bir tavsiye bu. Hiç sevmiyorsunuz ki siz kitap okumayı. Tam TV’nin karşısında oturmuş en sevdiğiniz dizinin bir saat sonraki tekrarınının reklam sonrası fragmanını seyrederken, anneniz de gelir zaten hep ve başlar konuşmaya başınızda. “Sen hiç kitap okumuyorsun, bak falancanın kızı/oğlu…” diye. Kitap okumanın faydaları çok derin bir konu olup burada böyle bir maddede anlatılmaz. Sadece ufak bir tavsiye size, başlamak için iyi bir nokta olabilir: Bir kitapçıya gidin, yaşınıza uygun kitapların bulunduğu bölümü inceleyin, kimsenin etkisi altında kalmadan size en uygun olduğunu düşündüğünüz kitabı seçin. Kendinize bu kitabı bitireceğim diye söz verin. Aklınızda her akşam okumak için belirli bir sayfa sayısı belirleyin. (Hayır, gecede 5 sayfa değil, anaokulu çocukları bile daha iyisini yapabiliyor, gerçekçi bir sayı olsun. Benim ilkokul üçteki kızım gecede 50 sayfa okuyabiliyorsa, siz daha iyisini yapabilirsiniz.) Sonra bahane bulmadan her gece bu sayıyı tamamlayın. Kitap size çok sürükleyici gelirse, belirlediğiniz sayıya gelince kesmeyin, devam edin. Dünyanın en güzel şeylerinden biridir, kitap okumak için sabahlamak. Kitap okumak için hobiden, zevk almaktan öte pratik bir yarar soranlara cevabım: O yapamadığınız matematik problemleri var ya, bir ders dönemi düzgün kitap okusanız, o problemler birden daha anlaşılır gelmeye başlayacak. Denemeye değmez mi?
  7. Derste iyi bir dinleyici olun: Ne güzeldir çıt çıkmayan bir sınıfta pür dikkat ders dinleyebilmek.. Bütün dikkatinizi öğretmeninize vermişsiniz, tahtadaki tabloyu ya da örnekleri defterinize geçiriyorsunuz, o sırada bir arkadaşınız öğretmene soru soruyor, soru ile birlikte öğretmenin cevabını da defterinize yazma fırsatı buluyorsunuz. Sonra da aynı soru sınavda geliveriyor karşınıza. Bingo! Bunlar olurken bazı arkadaşlarınız arkada fısır fısır dedikodu yapıyor, ikisi öndekilere kağıt atıyor, kızların biri tırnaklarına cila sürüyordu, onlar tabii bu fırsatı kaçırdılar. Ne yazık… En iyi öğrenci açıklarını kapatmak için özel hocalarla çalışan, gecede 1000 soru çözen değil, dersi derste iyi dinleyip, konuyu tam öğrenip sonra sosyal aktivitesinden geri kalmamaya çalışandır.
Başarıyla kalın,
Emra Kesim
17.11.2009

Adınız ve Soyadınız:

Arkadaşınızın İsmi:

Arkadaşınızın mail adresi :